Ezoterik Öğretiler Ansiklopedisi Cilt 1 - 9786057737496
Ezoterik Öğretiler Ansiklopedisi son güncel bulgular ve gelişmeler ışığında Bilim Paradigmalarının incelenmesiyle başlamakta 19. ve 20. yüzyılın her alandaki Determinist yaklaşımlarının günümüzün Kuantumsal anlayışını açıklamada ne denli zayıf kaldığını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda günümüz bilimsel bulguları ile felsefi algılarının ancak Kuantum Bilimi ve Felsefesinin ışığı altında anlaşılmalarının ve ortak paydada buluşmalarının mümkün olabileceğini savunmaktadır.
Ezoterizm nedir? Ezoterik öğretinin ilk ortaya çıkış tarihi nedir ve hangi zaman dilimindedir? İlk Tek Tanrılı inanç gerçekten iddia edildiği gibi Yahudilik midir? Yoksa ondan binlerce on binlerce sene önce dahi dünya insanları Tek bir Tanrının varlığına mı inanmaktaydı? İnsanoğlunun uygarlığı sadece 10 bin yıllık mıdır yoksa çok daha öncelere mi dayanmaktadır? Ansiklopedinin yazılış amaçlarından birisi tüm bu gerçekleri yepyeni bir bakış açısıyla okurlara sunmaktır. Bir diğer amaç ise kısaca Tanrı-Evren-İnsan ayniyeti inancı demek olan Ezoterizmin tüm dünya insanları tarafından tanınmasını ve anlaşılmasını sağlamaktır. On binlerce yıllık olan bu inancın günümüz bilimsel bulguları ile nasıl örtüştüğünü ve bu inancın günümüzdeki savunurlarının kimler olduğunu ortaya koymaktır.
Ansiklopedinin 1. Cildi tamamen 10 bin yıl önce yaşandığının kesin olduğu Ansiklopedi içinde birçok veri ile saptanan Tufan öncesi uygarlıklara ayrılmıştır. Bu uygarlıklardan tarih sahnesinde ilk ortaya çıkanı varlığı batı dünyasında ilk kez 19. yüzyıl sonunda İngiliz araştırmacı James Churchward tarafından duyurulan Mu Uygarlığıdır. Doğu dünyası Mu'nun varlığını binlerce seneden bu yana bilmektedir ve bir sır olarak saklamıştır. Bu perdeyi aralayan Tibet'te gördüğü eğitim sırasında Mu dilini okumayı öğrenen Churchward olmuştur. Chruchward kendisine gösterilen Mu rahipleri Naacallere ait tabletleri çevirmiş ve batı dünyasında büyük ses getiren eserlerini yayınlamıştır.
Bu tabletlerdeki bilgilerin ışığı altında diğer doğu kaynakları üzerinden elde edilen bilgiler de eklenerek Mu'nun günümüzden 70 bin yıl önce Pasifik Okyanusu'nun ortasında yer aldığı ve 10 bin yıl önceki Mu-Atlantis büyük savaşı sonucunda okyanus sularına gömüldüğü anlaşılmaktadır. Muluların inançları ve kullandıkları sembolleri ayrı bir özenle irdelenmiştir. Bu inanç yapısının ve kullanılan sembollerin hemen hiç değişiklik göstermeden günümüzde başta Masonluk olmak üzere birçok Ezoterik Ekolde kullanılmakta olduğu ortaya konulmuştur. Bunlardan en çarpıcı olanı hemen hemen bütün doğulu ve batılı Ezoterik okulların ortak sembollerinden birisi olan Üçgen İçinde Göz'ün ABD dolarında da yer alıyor olmasıdır. Bu sembol Mu Naacal Rahiplerinin sembolüdür.
İncelenilen Tufan öncesi ikinci uygarlık büyük felaket öncesinde tüm Avrupa'yı ve Asya'yı kapsamış olan Uygur Uygarlığıdır. Mu'nun en güçlü müttefiki olan Uygur İmparatorluğu toprakları İrlanda'nın en batı ucundan başlamakta Çin'in en doğu ucuna kadar devam etmektedir. Uygurların başkentinin bugün Orta Asya'da Tufan sonrası çöle dönüşmüş olan Gobi'nin kumları altında olduğu belirlenmiştir.
Günümüz tüm Avrupa ve Asya halklarının kökleri Uygur İmparatorluğundadır. O yüzden Uygur Arması olan Çift Başlı Kartal tüm dünyada bu kadar yaygınlaşmıştır. Uygarlığın yeniden başlatıcıları olan tüm kavimler Sümerler Mısırlılar Hintliler Çinliler Yunanlılar Türkler İranlılar hep Uygur kökenlidir. Uygurları ve ardıllarının hikâyelerini bu başlık altında ayrıntılı olarak keşfedeceksiniz.
Üçüncü Tufan öncesi uygarlık Batının binlerce yıldan beri tanıdığı Atlantis'tir. Atlantis'in nasıl ortaya çıktığı süreç içerisinde nasıl yozlaştığı ve Osiris inancıyla nasıl Ezoterik inanca geri döndüğü bu başlığın konularındandır. Büyük savaşın sonucunda Mu'nun Pasifik'te batması ile aynı anda Atlantis de adını aldığı Atlantik okyanusuna gömülmüştür. Atlantis'in Güney Amerika İskandinavya Akdeniz Mısır ve Anadolu'ya etkileri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Platon'un anlattığı Yunan-Atlantis savaşlarının arkasındaki gerçekler gözler önüne serilmiştir. Atlantis'in yardımına koşan bugünkü Kanarya adası sakinlerinin Yunan mitolojisinin kahramanları olan Herkül'ün Poseidon'un Medusa'nın gerçekte kimler oldukları ortaya konulmuştur.
İncelenen son Tufan öncesi uygarlık Güney Amerika Kızılderili uygarlıklarıdır. Bu bölümde başta Mayalar olmak üzere İnkaların Azteklerin ve Olmeklerin gerçek öyküleri ve Tufana bakışları ele alınmıştır. İnka öncesi Tivantisuyu uygarlığı ve Tiahuaco harabeleri gibi nasıl yapıldığı bilinmeyen şehirlerin öyküleri anlatılmıştır. Amerika'nın ismi nereden gelmektedir? Altın Kent El Dorado efsanesinin arkasında yatan gerçekler nelerdir? Tüm bu soruların ve fazlasının yanıtları Ansiklopedinin 1. Cildinde verilmektedir.
Birinci cildin son konusu bir çağı kapatan ve yeni bir çağın başlamasına neden olan Tufan felaketidir. Bazı arkeologlar Tufan'ın sadece Mezopotamya'da yaşanan küçük çaplı bir olay olduğunu savunmaktadır. Ancak tüm dünya halkları bambaşka bir öykü anlatmaktadır. Tufanın MÖ 10 bin yılları civarında yaşandığına dair tüm dünya halklarının yerel efsaneleri söylem birliği etmiş görünmektedir. Dünya üzerinde Tufanı efsanelerinde anlatmayan hiçbir halk yoktur. Sadece efsaneler değil jeoloji bilimi ve hayvanların toplu yok oluşları da MÖ 10 binlerde tüm dünyayı sarsan olağanüstü bir olayın yaşandığını söylemektedirler. Buzul çağı aniden bilinmeyen bir nedenle aynı dönemde sona ermiş okyanus suları onlarca metre yükselmiştir. Tüm bunlar Tufanın yaşanmış bir gerçek olduğunu ispatlamaktadır.
Ezoterik Öğretiler Ansiklopedisi Cilt 2 - 9786057737557
Tufan öncesi uygarlıkların ve Tufan öncesi inanç biçimi olan Ezoterizm öğretisinin Tufan sonrasında yeni bir uygarlık başlatan topluluklara nasıl yansıdığı ikinci cildin başlıca konusu olmuştur. Ansiklopedide ele alınan tüm kadim uygarlıklar ve bunların ortaya koyduğu inanç biçimleri büyük bir ağırlıkla Tufan öncesinden kök almakta ve Ezoterizm inancının izlerini taşımaktadırlar. Çalışmada araştırmacıların birçoğunun açıklamakta zorlandıkları gizemlere tufan öncesi bağlantılar sayesinde akılcı izahlar getirilmesi mümkün olmuştur. Örneğin Sümerlerin nereden geldikleri kendi köklerini dayandırdıkları efsane ülke Dilmun'un neresi olduğu aksi ispatlanamayacak biçimde izah edilmiştir.
Ancak tüm bu Tufan sonrası uygarlıkları ateşten uzaklaşan kıvılcımların yok olmaları gibi dayandıkları Bilgi ve Uygarlık Merkezleri suların altında kaldığı için giderek uygarlık nimetlerinden yoksun kalmış ve kaçınılmaz bir gerileme çağı yaşamışlardır. Önce tüm bu siklet merkezlerinde Tek Tanrı inancı yavaş yavaş kaybolmuş yerini Tek Tanrının birer sembolü olan cisimlerin örneğin Güneş'in tanrılaştırılması almıştır. Böylece her yerde aynı anda nasıl ortaya çıktığı günümüz bilimince izah edilemeyen global bir Güneş Kültü doğmuştur. Güneş Kültü de zamanla çok tanrılı dinlere doğru gerilemiştir.
Ancak bu süreçte Ezoterizm inancı ve Tek Tanrıcılık dünyanın hiçbir noktasında yok olmamış sadece yer altına inmiştir. Bu inanca sahip ekollere bağlı olan inisiyeler kendilerini çok tanrıcı dinlerin rahipleri gibi göstererek inançlarını muhafaza etmeyi başarmışlardır. Bu inisiyelerden birisi olan Musa ile Tek Tanrı inancı farklı bir anlatım tarzıyla olsa dahi tüm dünyaya yeniden yayılmaya başlamıştır.
Türklerin Tufan öncesine dayanan inanç biçimi olan Gök Tanrı dini günümüz Sünni Müslüman araştırmacılarınca savunulduğu gibi bir çok tanrılı din inancı mıdır yoksa bir Tek Tanrı inancı mıdır? Bugün İslami referanslarla anılan Şehitlik (Vatan uğruna hayatını feda etme) Ailenin namus ve şerefini kendi namus ve şerefinin dahi ötesinde tutma gibi kavramlar hakikaten İslamiyet ile birlikte mi Türklerin hayatına girmiştir yoksa binlerce yıldır zaten uyguna gelen gelenekler midir? Şamanizm yok edilmesi gereken bir büyücülük türü müdür? Atalar Kültü Kutsal Dağ Yer ve Göğün Ruhları kavramları nelerdir? Bugün bazı Emperyal Örgüt olduğu iddia edilen yapılanmaların sembolü olarak görülen "Üçgen İçinde Göz" sembolü aslında kadim bir Türk sembolüdür. Bugün Çift Başlı Kartal'ın da bir kadim Türk sembolü olduğunu unutturmaya çalışan zihniyet Üçgen İçinde Göz'ü de Türk düşmanı ilan etme sevdasındadır. Oğuzların ataları olan Oksusların uygarlığının Orta Asya'da MÖ 8 binlerde yaşadığı bugün hiç anlatılmamakta gözden saklanmaktadır. Kadim köklerimizle ilgili tüm bu Ezoterik izleri çalışma içinde bulacaksınız.
MÖ 6 binlerde uygarlığın ilk kurucuları olduğu savunulan Sümerler kimlerdir? Sümer kültürü ile Türk kültürleri Sümerce ile Türkçe arasındaki bağlar bize her iki ulusun aslında akraba olduklarını göstermektedir. İkinci ciltte ayrıca Sümerlerin Tufan öncesi uygarlık ile olan bağları da açıkça ortaya serilmektedir. Sümerler Tufan öncesinde yaşayan Uygur İmparatorluğunun bir halkıdır.
Anadolu'nun en eski yerleşik halklarından olan Luviler kimlerdir? Anadolu'ya Atlantis'ten mi gelmişlerdir? Tufan sonrasında rahiplerini "Mason" olarak isimlendiren ilk halk MÖ 8 binden beri Anadolu'da yaşayan Luvilerdir. Mason kelimesinin kökeninde Ana Tanrıça Ma'nın Çocukları kelimeleri yatmaktadır. Tıpkı Ezoterizm kelimesi gibi Mason kelimesi de Anadolu'dan tüm dünyaya yayılmıştır. Homeros'un İlyada destanında Yunanlılarla savaştıklarını söylediği Turuvalılar aslında Luvilerdir. Luviler Güneydoğu Anadolu'ya kadar yayılarak Saabi inançlarını derinden etkilemiştir. Tüm semavi dinlerin atası kabul edilen İbrahim bir Saabi'dir. Yahudi Leviler ile Luviler akrabadır.
Atlantis'in etkilediği tek eski çağ uygarlığı Luviler değildir. Mısır medeniyetinin kurucusu da Atlantislilerdir. Mısır'ın kurucusu Hermes bir Atlantislidir. Akdeniz kıyısındaki Atlantis kolonisi MÖ 5 binlerde Kızıldeniz kıyısında kurulan Mu kolonisine yenilmiş ve ortaya çok tanrılı Mısır dini çıkmıştır. Bu çok tanrılı yapıya direnen Hermetik öğreti ve Mısır Ezoterizmi gözden geçirilen en önemli konulardandır.
Bir diğer önemli inceleme noktası Tufan öncesi Uygur İmparatorluğunun bir parçası olan Yunan uygarlığının Mısır Ezoterizminden etkilenmesi ve batı dünyasını şekillendiren Pisagor ve Platon gibi düşünürlerin gerçekte Mısır inisiasyonundan geçmiş birer Ezoterizm yanlısı olmalarıdır. Yunan medeniyeti büyük ölçüde Uygur Ezoterizmi ile Mısır Ezoterizminin bir ortak ürünüdür. Bunun izlerini Yunan mitolojisinde görmek mümkündür. Örneğin Yunan Ana Tanrıçası Hera'nın Poseidon ile olan savaşı aslında bir Mu-Atlantis savaşıdır. Platon Yunan kuvvetlerinin Atlantis'i işgal ettiklerini söylemektedir. Tufan öncesi bu olaylar Yunan uygarlığına mitolojik efsaneler olarak geçmiştir.
Ezoterik Öğretiler Ansiklopedisi Cilt 3 - 9786057737649
Üçüncü cildin konusu Tek Tanrıcılığa yeni bir yaklaşım tarzı olan "Yaratıcı Tanrı" fikridir. Ezoterizmin Var Eden Tanrısı bırakılmış yerine her şeyi yoktan var eden "Yaratıcı Tanrı" konulmuştur. Ancak Semavi Dinler olarak adlandırılan bu yeni dinlerin her üçü de başlangıçta ezoterik bir yapıya dayanmaktadır.
Yahudiliğin kurucusu Musa bir Osiris rahibidir. Hıristiyanlığın kurucusu İsa bir Esseni'dir ve Müslümanlığın kurucusu Muhammed de bir Hanif Din inanırıdır. Her üçü de birer inisiyedir. Ancak her üç semavi dinin de akıbeti aynı olmuş kuruluşlarından bir süre sonra ezoterizm ortadan kaldırılmaya ve egzoterizm hâkim kılınmaya çalışılmıştır. Üçüncü cilt ezoterizm ile egzoterizm arasındaki mücadeleler tarihidir.
Musa İbrahim'in dini ile Atlantıs Osiris'in dinini uzlaştırmaya çalışmış İsa Kabbalacılık ile kadim Mu dinini bağdaştırmış Muhammed de İbrahim'in Hanif dininde reform yapmıştır. Ancak her üçünün de inançları bir süre sonra kendi takipçileri tarafından yozlaştırılmış ve yolundan saptırılmıştır.
Ezoterik Öğretiler Ansiklopedisi Cilt 4 - 9786057737670
"Ezoterik-Batıni Doktrinler Tarihi ilk yayınlandığı günden bugüne alana ilgi duyanlar için önemli kaynaklardan bir tanesini teşkil etti. Eser etrafında gelişen tartışmalar ezoterizm kavramını anlayışımızı zenginleştirdi. Bu alana düşünsel mesai vermeye gayret eden bir insan olarak bunu çok önemli buluyorum. Zira ezoterizm insanoğlunun hakikat arayışında kullandığı kadim bir yöntem ve biz bu yöntemin doğasını anladığımız; işlevini anlamlandırdığımız yani ezoterizmin felsefesini geliştirip zenginleştirdiğimiz nispette insanlığın tekâmülüne katkıda bulunmuş oluruz. Bunu başarmak ise ancak ezoterizm tarihini doğru bilmek ve anlamakla mümkündür ki Ezoterik-Batıni Doktrinler Tarihi buna dair bir başucu kitabı niteliğindedir.
Kitabın bir önemli özelliği de açıklamaya çalıştığı kültüre yakışan bir şekilde statik değil yaşayan bir kimlik taşıması oldu: Etrafındaki düşünsel tartışmalar sadece fikir dünyamızı değil kitabın kendisini de geliştirdi zenginleştirdi. Eserin her yeni baskısı bir öncekine göre ilave boyutlar kazandı. Son sözünü yazmakla onur duyduğum Ezoterik Öğretiler Ansiklopedisi ise hayranlık verici bir olgunluğa ulaştı."